Avukat Alpcan Kayalı Taahhüde Dayalı Ceza Davaları – Kayalı Hukuk Bürosu Borç ilişkilerinde taraflar arasında yapılan taahhütler, yalnızca hukuki değil zaman zaman cezai sorumluluk da doğurabilir. Özellikle icra takipleri sürecinde yapılan ödeme taahhütlerinin ihlali, İcra ve İflas Kanunu kapsamında tazyik hapsi ile sonuçlanabilir. Ancak bu her durumda ceza verileceği anlamına gelmez. Beraate yol açabilecek hukuki gerekçeler ve Yargıtay kararları da göz önünde bulundurulmalıdır. ⸻ Taahhüt Nedir? Taahhüt, bir borcun belirli tarihlerde ödeneceğine ilişkin resmî bir söz verme işlemidir. İcra müdürlüğü huzurunda yazılı olarak yapılırsa, yasal geçerlilik kazanır. Bu tür taahhütlerin ihlali cezai yaptırım doğurabilir. ⸻ İcra Takibinde Ödeme Taahhüdü ve Ceza Sorumluluğu İcra İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince: “Borçlu, ödeme taahhüdünde bulunur ve bu taahhüdünü haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmezse, alacaklının şikâyeti üzerine 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır.” Bu düzenleme gereğince:•Taahhüt geçerliyse ve ihlal edilirse•Haklı bir neden gösterilmezse•Alacaklı şikayetçi olursaCeza mahkemesi tarafından borçluya 3 aya kadar hapis cezası verilebilir. ⸻ Ceza Soruşturması Şartları1.Taahhüt geçerli usulde yapılmış olmalı (icra müdürü huzurunda, yazılı ve imzalı)2.Taahhüt ihlal edilmiş olmalı (belirtilen tarihlerde ödeme yapılmamalı)3.Borçlu tarafından geçerli bir mazeret sunulmamış olmalı4.Alacaklı, taahhüdün ihlali üzerine 1 yıl içinde şikâyette bulunmalı ⸻ Bu Davalar Ne Tür Sonuçlar Doğurur?•Borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir•Bu ceza, adli para cezasına çevrilemez ve ertelenemez•Borç ödenirse, hapisten kurtulmak mümkündür•Hapis cezası uygulansa bile, borç ortadan kalkmaz ⸻ Beraatle Sonuçlanan Durumlar – Yargıtay Uygulaması Her ödeme taahhüdü ihlali hapisle sonuçlanmaz. Aşağıda, Yargıtay kararları ışığında beraat kararı verilmesine yol açan başlıca durumlar açıklanmıştır: ⸻ 1. Taahhüdün Geçersiz Olması Yargıtay 19. CD, 2016/5733 E., 2017/6505 K.: “Borçlunun taahhüdü bizzat ve icra müdürü huzurunda yapılmamış olup, yasal unsurları taşımayan taahhüt geçerli değildir. Sanığın beraatine karar verilmesi gerekir.” ⸻ 2. Vekâlet Pulu ve Harç Eksikliği Yargıtay 19. CD, 2019/5275 E., 2020/3846 K.: “Şikayet dilekçesinde vekalet pulu bulunmaması ve süre içinde tamamlanmaması nedeniyle şikayet geçerli değildir. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.” ⸻ 3. Haklı Mazeret Varlığı Yargıtay 19. CD, 2017/10481 E., 2018/9644 K.: “Borçlunun, ödeme gününden önce geçirdiği kalp ameliyatı ve sağlık raporları dikkate alındığında, taahhüdün ihlali haklı nedene dayanmaktadır. Beraat kararı verilmelidir.” ⸻ 4. Borcun Sonradan Ödenmiş Olması Yargıtay 19. CD, 2014/7715 E., 2015/3262 K.: “Borçlunun ödeme taahhüdünü şikayet tarihinden sonra da olsa yerine getirmiş olması nedeniyle ceza tehdidinin amacı ortadan kalkmış olup, sanık hakkında beraat kararı verilmelidir.” ⸻ Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır.[21:35, 04.04.2025] Av Alpcan Kayalı Adana: Şufa (Önalım) Davaları – Şufa hakkı (önalım hakkı), taşınmazın paylı mülkiyet rejimine tabi olduğu durumlarda, bir paydaşın hissesini üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşların bu payı aynı şartlarla satın alabilme hakkıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesinde düzenlenen bu hak, taşınmaz ortaklıklarının korunmasını amaçlar. Ancak bazı durumlarda, özellikle fiilî taksim yapılmış taşınmazlarda, şufa hakkı kullanılamaz. Aşağıda, genel şufa koşullarıyla birlikte bu istisnai duruma da yer veriyoruz. ⸻ Şufa (Önalım) Hakkı Nedir? TMK m. 732:“Paylı mülkiyette bir paydaş, payını üçüncü kişiye sattığında, diğer paydaşlar bu payı satın alma hakkına sahiptir.” Amaç, ortaklığın korunması ve taşınmaza yabancı kişilerin girmesinin önlenmesidir. ⸻ Şufa Davası Açmanın Koşulları1.Taşınmaz paylı mülkiyete tabi olmalı2.Pay, gerçek ve resmi bir satış işlemiyle devredilmiş olmalı3.Satış tapu kayıtlarına geçmiş olmalı4.Satış öğrenildikten itibaren 3 ay, her hâlükârda satıştan itibaren 2 yıl içinde dava açılmalı Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. ⸻ Fiilî Taksim Halinde Şufa Hakkı Kullanılamaz Eğer paydaşlar taşınmazı aralarında fiilî olarak bölüşmüş, her biri kendi bölümünü kullanıyor ve tasarruf ediyorsa, bu durumda paylı mülkiyet fiilen sona ermiş gibi kabul edilir. Yargıtay’a göre böyle bir durumda artık şufa hakkı kullanılmaz. ⸻ Yargıtay 14. HD, 2014/1713 E., 2014/9305 K.: “Taşınmaz fiilen taksim edilip, her bir paydaş kendi bölümünü tasarruf ediyorsa ve bu durum uzun süredir devam ediyorsa, şufa hakkı kötüye kullanılmakta olup dava reddedilmelidir.” Yargıtay 6. HD, 2012/5322 E., 2012/11152 K.: “Fiilî taksim nedeniyle mülkiyetin sınırları pratikte belirlendiği için, paydaşlardan biri diğerinin payını satmasına müdahale edemez.” ⸻ Fiilî Taksimin Varlığı Nasıl Anlaşılır?•Her paydaş kendi sınırları içinde yapı, ağaçlandırma, çevreleme gibi tasarruflarda bulunmuşsa•Ortaklar arasında fiilî paylaşım konusunda uzun süreli sessizlik veya örtülü rıza varsa•Tapuda olmasa da fiilen ayrılmış kullanım alanları mevcutsa mahkeme, şufa hakkının kötüye kullanıldığını kabul ederek davayı reddedebilir. ⸻ Diğer Yargıtay Kararlarıyla Destekli Şufa Hakkı Esasları•Yargıtay 14. HD, 2015/4241 E., 2016/2153 K.:“Şufa davası, satışın öğrenilmesinden itibaren 3 ay, her halükârda 2 yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücüdür.”•Yargıtay 6. HD, 2013/7798 E., 2014/8654 K.:“Şufa hakkının doğabilmesi için satış işleminin gerçek ve resmi olması gerekir.” ⸻ Sık Sorulan Sorular 1. Fiilî taksim varsa şufa davası açamaz mıyım?Genellikle hayır. Fiilî taksim uzun süredir uygulanıyorsa, mahkeme şufa hakkını reddeder. Ancak bu durum somut olayın özelliklerine göre değişebilir. 2. Payın bağış yoluyla devrinde şufa hakkı doğar mı?Hayır, sadece satış işlemlerinde şufa hakkı kullanılabilir. 3. Davalı kimdir?Şufa davası, payı devralan üçüncü kişiye karşı açılır. 4. Bedeli ödemek zorunda mıyım?Evet. Satış bedeli ve masraflar ödenmeden şufa hakkı kullanılamaz. ⸻ Kayalı Hukuk Bürosu Olarak Ne Yapıyoruz?•Tapu ve kullanım analizleriyle şufa hakkınızın geçerli olup olmadığını belirliyoruz•Süresi içinde dava açılmasını sağlıyoruz•Fiilî taksim itirazı varsa buna karşı hukuki savunma oluşturuyoruz•Bedel hesaplaması, tescil işlemleri ve kararın infazını takip ediyoruz ⸻ Şufa davaları süreye ve şekle sıkı sıkıya bağlıdır. Hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek All Post Back Uncategorized Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları – Av. Alpcan Kayalı Şubat 8, 2022/ Uncategorized Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler Şubat 8, 2022/ Uncategorized SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Şubat 8, 2022/ Uncategorized İhalenin Feshi Davaları Hakkında Bilgilendirme Nisan 14, 2025/ Uncategorized İşçilik Alacakları Nelerdir? – Kayalı Hukuk Bürosu Nisan 14, 2025/ Uncategorized Takibin Zamanaşımı Nedeniyle İptali Nisan 14, 2025/ Uncategorized Muris Muvazaasına Karşı En Sık Kullanılan Savunma: Miras Bırakanın Bakımı Nisan 14, 2025/ Uncategorized Taahhüde Dayalı Ceza Davaları – Kayalı Hukuk Bürosu Nisan 14, 2025/
Muris Muvazaasına Karşı En Sık Kullanılan Savunma: Miras Bırakanın Bakımı
Avukat Alpcan Kayalı Muris Muvazaasına Karşı En Sık Kullanılan Savunma: Miras Bırakanın Bakımı – Kayalı Hukuk Bürosu Miras bırakanın (muris), taşınmazını bir mirasçısına devrettiği durumlarda diğer mirasçılar bu işlemin muvazaalı olduğunu öne sürebilir. Ancak, taşınmazı alan kişinin murise uzun süreli bakımda bulunduğu ispatlanırsa, bu devir işlemi bazı durumlarda bağış değil, bir karşılık (ivaz) içeren işlem olarak değerlendirilebilir. ⸻ Bakım Karşılığı Tapu Devri – Muvazaa Sayılır mı? Her ne kadar işlem tapuda “satış” olarak görünse de, gerçekte muris, kendisine bakılmasını sağlamak amacıyla taşınmazını devretmişse ve bu bakım gerçekten yapılmışsa, Yargıtay birçok kararında “muvazaa yoktur” demektedir. Bu durumda diğer mirasçıların açtığı tapu iptal davası reddedilebilir. ⸻ Yargıtay Kararları Ne Diyor? Yargıtay 1. HD, 2016/14007 E., 2019/496 K.: “Taşınmazı devralan mirasçının, murise uzun yıllar bakıp ihtiyaçlarını karşıladığı, hastalık sürecinde refakat ettiği tanık anlatımları ve diğer delillerle sabittir. Bu durumda temlikin mirastan mal kaçırma değil, bakım karşılığı yapıldığı kabul edilmelidir.” Yargıtay 1. HD, 2011/12931 E., 2012/7712 K.: “Muris muvazaası iddiasıyla açılan davada, taşınmazı devralan davalının murise ömür boyu baktığı, bu bakımın karşılığı olarak temlikin yapıldığı anlaşıldığından, dava reddedilmelidir.” Yargıtay 1. HD, 2009/3116 E., 2010/2536 K.: “Bakımın düzenli ve sürekli olarak yapıldığı, murisin bu kişiye duyduğu güvenle taşınmazı devrettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda temlikin gerçek bir sebebe dayandığı kabul edilir.” ⸻ Bu Savunmanın Geçerli Sayılması İçin Ne Gereklidir? Tapu devrinin muvazaalı olmadığını ispatlamak için şu unsurlar dikkate alınır:•Bakımın sürekli ve düzenli olması (günlük ihtiyaçlar, sağlık, maddi destek)•Tanık ifadeleri (komşular, akrabalar, sağlık çalışanları vs.)•Murisin bu kişiye özel güven duyması ve vefatına kadar birlikte yaşamış olması•Yazılı anlaşmalar veya murisin el yazısıyla bırakılmış belgeler (varsa) ⸻ Yargıtay’a Göre Yeterli Bakım Yoksa Ne Olur? Sadece ara sıra ziyaret etmek, maddi yardımda bulunmak gibi durumlar, Yargıtay tarafından bakım karşılığı tapu devri olarak yeterli görülmemektedir. Bu gibi durumlarda muvazaa iddiası yerinde bulunur ve tapunun iptaline karar verilir. ⸻ Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Davanıza özel hukuki destek için bizimle iletişime geçin. Sık Sorulan Sorular – Muris Muvazaası Davaları 1. Tapuya tedbir konulabilir mi? Evet, dava açılırken taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemek için mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Mahkeme, delil durumuna göre tapu kaydına “satılamaz, devredilemez” şeklinde şerh koyarak taşınmazın korunmasını sağlayabilir. Bu tedbir, özellikle davalı tarafın kötü niyetli devrine karşı etkili bir önlemdir. ⸻ 2. Mahkeme kararı kesinleşmeden tapu devri yapılabilir mi? Evet, eğer tapuya tedbir konulmamışsa, taşınmaz mahkeme süreci devam ederken üçüncü kişilere devredilebilir. Ancak bu durumda, dava kazandığında yeni malik aleyhine de tescil talep edilebilir. Yani dava, sadece ilk devralan kişiye karşı değil, daha sonra devralanlara karşı da etkili olabilir. Bu nedenle tapunun korunması için dava açarken tedbir kararı talep edilmesi önemlidir. ⸻ 3. Muris muvazaası davasında zamanaşımı var mı? Hayır. Muris muvazaasına dayalı davalarda zamanaşımı süresi işlemez. Miras bırakanın ölümünden sonra, mirasçılar her zaman bu davayı açabilir. Ancak uygulamada, tanık delillerinin zayıflamaması için çok uzun süre beklenmemesi önerilir. ⸻ 4. Miras bırakan gerçekten malını satmak istediyse dava açılabilir mi? Eğer satış gerçek ve bedeli ödenmişse, muvazaa yoktur ve dava başarıyla sonuçlanmaz. Ancak satış gösterilen işlemde bedel ödenmemişse, aralarında bir bağış niyeti varsa ve bu durum mirasçıların saklı payını zedeliyorsa dava açılabilir. ⸻ 5. Tüm mirasçılar aynı anda mı dava açmalı? Hayır. Dava tek bir mirasçı tarafından da açılabilir. Ancak miras payı oranında iptal ve tescil talep edilir. Diğer mirasçılar isterse sonradan davaya katılabilir. ⸻ 6. Muvazaa sadece satış gibi gösterilen işlemlerde mi olur? Çoğunlukla evet. Ancak muris bazen tapuda “bağış” yapmış gibi görünse de aslında başka niyetler taşıyabilir. Asıl önemli olan işlemdeki gerçek iradedir. Mahkeme, görünüşe değil, işlemin arka planına bakar. 7. Bedel muvazaası, muris muvazaasının ispatı için tek başına yeterli midir? Hayır, genellikle tek başına yeterli değildir. Tapuda satış bedelinin gerçekte ödenmemiş olması (bedel muvazaası), muris muvazaasına işaret edebilir; ancak bu husus diğer delillerle desteklenmelidir. Yargıtay uygulamalarında, sadece bedelin ödenmemesi yeterli kabul edilmez. Muvazaa iddiası; tanık beyanları, taraflar arasındaki ilişki, murisin diğer mirasçılara tutumu, taşınmazın devredildiği mirasçının murise bakımda bulunup bulunmadığı gibi unsurlar ile birlikte değerlendirilir. Sık Sorulan Sorular – Muris Muvazaası Davaları (Yargıtay Kararlarıyla) 1. Tapuya tedbir konulabilir mi? Evet. Dava sırasında taşınmazın üçüncü kişilere devrini engellemek amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Bu tedbir sayesinde tapuya “satılamaz” şerhi konularak taşınmazın korunması sağlanır. Yargıtay 1. HD, 2014/15419 E., 2016/1719 K.: “Tapu iptali ve tescil davasında, dava konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir konulması, sonradan telafisi güç zararların önüne geçmek adına hukuken yerindedir.” ⸻ 2. Mahkeme kararı kesinleşmeden tapu devri yapılabilir mi? Evet, yapılabilir. Eğer tapuya ihtiyati tedbir konulmamışsa, taşınmaz dava süreci içinde devredilebilir. Ancak bu durumda, davayı kazanan taraf, yeni malik aleyhine de tescil talep edebilir. Yargıtay 1. HD, 2007/11792 E., 2008/1066 K.: “İhtiyati tedbir yoksa, dava konusu taşınmaz devredilmiş olsa bile, karar kesinleştiğinde yeni malik aleyhine de hüküm kurulabilir.” ⸻ 3. Muris muvazaası davasında zamanaşımı var mı? Hayır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı süresi uygulanmaz. Miras bırakanın ölümünden itibaren her zaman dava açılabilir. Yargıtay HGK, 2012/1-582 E., 2012/676 K.: “Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları herhangi bir zamanaşımına tabi değildir.” ⸻ 4. Miras bırakan gerçekten malını satmak istediyse dava açılabilir mi? Satış gerçek ve bedeli ödenmişse, dava reddedilir. Ancak görünürde satış olup da bedel ödenmemişse ve amaç mirasçılardan mal kaçırmaksa, dava açılabilir. Yargıtay 1. HD, 2013/11181 E., 2014/13854 K.: “Gerçek satış bedelinin ödenmiş olması ve murisin diğer mirasçılara karşı adil davranmış olması halinde, muvazaa iddiası dinlenemez.” ⸻ 5. Tüm mirasçılar aynı anda mı dava açmalı? Hayır. Dava tek bir mirasçı tarafından açılabilir. Talep, davacının miras payı oranı kadar tapunun iptali ve tescili şeklinde olur. Diğer mirasçılar sonradan davaya katılabilir veya ayrı dava açabilir. Yargıtay 1. HD, 2009/3624 E., 2009/5137 K.: “Muris muvazaası iddiasına dayalı davalar, tek bir mirasçı tarafından açılabileceği gibi diğer mirasçılar tarafından da sonradan iştirak mümkündür.” ⸻ 6. Muvazaa sadece satış gibi gösterilen işlemlerde mi olur? Genellikle evet. Ama bazı durumlarda muris, tapuda bağış işlemi yapmış olsa da işlem gerçekte başka bir amacı gizleyebilir. Mahkeme işlemin görünüşüne değil, gerçek iradeye bakar. Yargıtay 1. HD, 2008/7860 E., 2009/3392 K.: “Muris muvazaası sadece satış şeklinde yapılmaz. Bağış adı altında yapılan temlikler de muvazaalı olabilir.” ⸻ 7. Bedel muvazaası, muris muvazaasının ispatı için tek başına yeterli midir? Hayır. Bedel ödenmemiş olsa dahi, bu husus tek başına muvazaa sayılmaz. Muvazaa iddiası; tanık beyanları, aile ilişkileri, bakım durumu ve tüm olayın değerlendirilmesi
Takibin Zamanaşımı Nedeniyle İptali
Avukat Alpcan Kayalı Takibin Zamanaşımı Nedeniyle İptali Alacaklı tarafından başlatılan icra takibine karşı borçlunun elinde güçlü bir savunma hakkı varsa, bu haklardan biri de zamanaşımı savunmasıdır. Alacak, yasal zamanaşımı süresi içinde talep edilmemişse, borçlunun takibin iptalini talep etme hakkı vardır. Zamanaşımı Nedir? Zamanaşımı, alacaklının belirli bir süre içinde hakkını kullanmaması durumunda, bu hakkı dava veya icra yoluyla talep etme yetkisinin sona ermesidir. Zamanaşımı süresi dolan bir alacak için başlatılan icra takibi, hukuken geçersiz hale gelir. İcra Takibinde Zamanaşımı Savunması Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine karşı yasal süresi içinde (genelde 7 gün içinde) itiraz ederek alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir. Bu durumda takip durur ve alacaklının, itirazın iptali için dava açması gerekir. Zamanaşımı süresinin geçtiği ispatlandığında, takip iptal edilir. Zamanaşımı Süreleri Nelerdir? Zamanaşımı süresi alacağın türüne göre değişmektedir:•Adi alacaklar (borçlar genel hükümlerine tabi): 10 yıl•Ticari alacaklar (fatura, çek, senet, cari hesap): 5 yıl veya özel sürelere tabidir•Kira alacakları: 5 yıl•Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme: 2 yıl (veya 10 yıl)•İşçilik alacakları: 5 yıl•Mahkeme ilamına dayanan alacaklar: 10 yıl Takibin Zamanaşımı Nedeniyle İptali Nasıl Sağlanır? Zamanaşımı süresi dolmuş bir alacağa ilişkin icra takibi başlatılmışsa, borçlu şu yolları izleyebilir:1.Ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek zamanaşımı definde bulunmak (genellikle 7 gün)2.İtiraz süresi kaçırılmışsa, takibin iptali davası açmak (özellikle ilamsız takiplerde)3.İcra Mahkemesi’nde şikayet yoluna başvurmak (şarta bağlı olarak) ⸻ Yukarıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel durumunuza uygun hukuki değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz All Post Back Uncategorized Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları – Av. Alpcan Kayalı Şubat 8, 2022/ Uncategorized Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler Şubat 8, 2022/ Uncategorized SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Şubat 8, 2022/ Uncategorized İhalenin Feshi Davaları Hakkında Bilgilendirme Nisan 14, 2025/ Uncategorized İşçilik Alacakları Nelerdir? – Kayalı Hukuk Bürosu Nisan 14, 2025/ Uncategorized Takibin Zamanaşımı Nedeniyle İptali Nisan 14, 2025/
İşçilik Alacakları Nelerdir? – Kayalı Hukuk Bürosu
Avukat Alpcan Kayalı İşçilik Alacakları Nelerdir? – Kayalı Hukuk Bürosu Çalışma hayatında işçi ve işveren ilişkileri, Türk İş Hukuku çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda işçinin emeğinin karşılığını alması anayasal bir haktır. Ancak uygulamada, işçilik alacaklarına ilişkin çeşitli ihtilaflar yaşanabilmektedir. Kayalı Hukuk Bürosu olarak, işçilik haklarınızın korunması ve yasal yollarla tahsil edilmesi sürecinde yanınızdayız. Başlıca İşçilik Alacakları Aşağıda en sık karşılaşılan işçilik alacaklarını sizin için sıraladık: 1. Kıdem Tazminatı İşçinin en az bir yıl çalışmış olması ve haklı nedenle işten ayrılması (veya işveren tarafından haklı neden olmadan işten çıkarılması) durumunda ödenen tazminattır. Her tam yıl için 30 günlük brüt ücret esas alınır. 2. İhbar Tazminatı İş sözleşmesinin feshi halinde, tarafların önceden haber vermemesi durumunda karşı tarafa ödemesi gereken tazminattır. İhbar süresi kıdeme göre değişiklik gösterir (örneğin 6 aydan az çalışanlar için 2 hafta, 6 ay – 1,5 yıl arası çalışanlar için 4 hafta vb.). 3. Fazla Mesai Ücreti Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilir. Bu çalışmalar için saatlik ücretin %50 fazlası ödenmelidir. İşverenin yazılı onayı gereklidir. 4. Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücretleri Resmî tatillerde çalışılması durumunda işçiye bir günlük ücretine ek olarak bir günlük daha ücret ödenmelidir. Çalışılmayan tatil günlerinde ise işçinin günlük ücreti tam olarak ödenmelidir. 5. Yıllık İzin Ücreti İşten ayrılan işçinin kullanmadığı yıllık izinleri varsa, bu izinlerin karşılığı ücret olarak ödenmelidir. Yıllık izin hakkı çalışanın hizmet süresine göre belirlenir. 6. Hafta Tatili Ücreti İşçiye haftada en az bir gün kesintisiz izin verilmelidir. Bu izin gününde çalıştırılan işçilere ayrıca ücret ödenmelidir. 7. Diğer Alacaklar Prim, ikramiye, yemek ve yol yardımı gibi iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmış diğer ödemeler de işçilik alacağına konu olabilir. ⸻ Haklarınızı Geciktirmeden Arayın İşçilik alacaklarında 5 yıllık zamanaşımı süresi vardır. Hak kaybına uğramamak için süresi içinde hukuki süreç başlatmak büyük önem taşır. İşten ayrıldıktan sonra bu süreyi geçirmeniz durumunda alacaklarınız yasal olarak talep edilemez hale gelebilir. ⸻ Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır. Detaylı hukuki değerlendirme için büromuzla doğrudan iletişime geçiniz. All Post Back Uncategorized Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları – Av. Alpcan Kayalı Şubat 8, 2022/ Uncategorized Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler Şubat 8, 2022/ Uncategorized SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Şubat 8, 2022/ Uncategorized İhalenin Feshi Davaları Hakkında Bilgilendirme Nisan 14, 2025/ Uncategorized İşçilik Alacakları Nelerdir? – Kayalı Hukuk Bürosu Nisan 14, 2025/
İhalenin Feshi Davaları Hakkında Bilgilendirme
Avukat Alpcan Kayalı Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları Günümüzde birçok tüketici, peşin ödeme gücüne sahip olamadığı durumlarda mal veya hizmet alımlarını taksitli senetlerle gerçekleştirmektedir. Özellikle mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler ve benzeri alımlarda sıkça karşılaştığımız bu uygulamada, tüketici senetleri devreye girmektedir. Ancak bu senetlerin düzenlenmesinde tüketicinin hakları sıklıkla göz ardı edilmekte, yasal sınırların dışına çıkılmaktadır. Tüketici Senedi Nedir? Tüketici senedi, bir mal veya hizmetin taksitle satılması durumunda, her bir taksit için ya da toplam borç karşılığında düzenlenen kambiyo senedidir (çoğunlukla bono şeklinde). Bu senetler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmiş olup, s…[12:57, 04.04.2025] Av Alpcan Kayalı Adana: İhalenin Feshi Davaları Hakkında Bilgilendirme İcra takibi sonucunda borçluya ait mal veya hakların satışa çıkarılması, alacaklının alacağına kavuşması açısından önemli bir aşamadır. Ancak bu süreçte gerçekleşen ihalelerin her zaman hukuka uygun yapıldığını söylemek mümkün değildir. Usulsüzlük, hile ya da hak ihlali iddiaları söz konusu olduğunda, borçlu veya ilgililer tarafından ihalenin feshi davası açılması gündeme gelir. İhalenin Feshi Nedir? İhalenin feshi, icra dairesi tarafından yapılan taşınır veya taşınmaz mal satışının, hukuka aykırı şekilde gerçekleştiği gerekçesiyle iptal edilmesini talep etmeye yönelik bir yasal yoldur. Bu dava ile, ihalenin geçersiz kılınması ve malın yeni sahibine geçişinin durdurulması sağlanabilir. Kimler İhalenin Feshini Talep Edebilir?•Borçlu•Alacaklı•İhaleye katılanlar•İhaleye katılamadığı halde hakkı ihlal edilen üçüncü kişiler İhalenin Feshi Sebepleri Nelerdir? İcra ve İflas Kanunu’na göre, ihalenin feshi talebi çeşitli hukuki gerekçelere dayanabilir. En sık karşılaşılan sebepler şunlardır:1.Usulsüz tebligat yapılması2.Satış ilanının eksik ya da geç yapılması3.Kıymet takdirinin hatalı veya eksik olması4.İhalenin şeffaf ve açık şekilde yapılmaması5.İhaleye fesat karıştırılması6.Borçlunun satıştan önce borcu ödemesi ya da ödeme taahhüdünde bulunması7.İhalede alıcının yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi (örneğin satış bedelini yatırmaması) Dava Süresi ve Usul•İhalenin feshi talebi, ihalenin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili icra mahkemesine yapılmalıdır.•Başvuru dilekçe ile ve neden gösterilerek yapılmalıdır.•Delillerle birlikte mahkemeye sunulan talepler, icra mahkemesi tarafından incelenir.•Mahkeme, ihalenin feshine karar verirse, yapılan satış iptal edilir ve taşınmaz ya da taşınır yeniden satışa çıkarılabilir. İhalenin Feshi Davalarında Dikkat Edilmesi Gerekenler•Süre çok kısadır; yedi günlük hak düşürücü süre mutlaka takip edilmelidir.•Gerekçelerin hukuka uygun, somut ve ispatlanabilir olması gerekir.•Dava açılmadan önce satış tutanağı ve tüm ihale belgeleri dikkatle incelenmelidir. İhalenin feshi davaları, ciddi hak kayıplarına neden olabilecek, süreye ve şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı davalardır. Gerek borçlunun malının usulsüz şekilde elinden çıkması, gerekse ihaleye katılan kişilerin hukuki güvenliğinin zedelenmemesi için uzman hukuki destek alınması büyük önem taşır All Post Back Uncategorized Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları – Av. Alpcan Kayalı Şubat 8, 2022/ Uncategorized Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler Şubat 8, 2022/ Uncategorized SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Şubat 8, 2022/ Uncategorized İhalenin Feshi Davaları Hakkında Bilgilendirme Nisan 14, 2025/
SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek
Avukat Alpcan Kayalı SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Spinal Müsküler Atrofi (SMA) ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD), çocuklarda ciddi kas kaybına ve hareket kabiliyetinde kısıtlamalara yol açan, ilerleyici ve genetik kökenli hastalıklardır. Bu hastalıklarla mücadele eden aileler, hem fiziksel hem de maddi anlamda büyük bir yükün altına girmektedir. Özellikle yurt dışında kullanılan ve oldukça yüksek maliyetli olan ilaçlara ulaşım süreci, birçok aile için ancak toplumsal dayanışma ile mümkün hale gelmektedir. Bu noktada yardım kampanyaları, hayati bir rol üstlenmektedir. Ancak bu kampanyaların yasal zeminde yürütülmesi, hukuki risklerin önüne geçilmesi ve bağışçıların güveninin sağlanması büyük önem taşır. Kampanya Süreci ve Hukuki Danışmanlık Avukat olarak, SMA ve DMD hastası çocukların ailelerine kampanya sürecinin her aşamasında hukuki danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu kapsamda sunduğum başlıca hizmetler şunlardır: •Yardım Kampanyası Başlatılması: Yardım kampanyalarının yasal olarak nasıl başlatılabileceği konusunda bilgilendirme, izin süreçlerinin takibi ve resmi mercilerle yazışmaların yapılması. Valiliklerin red kararlarına karşı iptal davası açılması. •Sosyal Medya ve Dijital Platform Kullanımı: Kampanyaların sosyal medya, internet siteleri ve dijital bağış platformları üzerinden yürütülmesine dair hukuki sınırların belirlenmesi ve olası ihlallerin önlenmesi. •Bağışların Takibi ve Şeffaflık: Toplanan bağışların güvenli bir şekilde toplanması, kullanılması ve şeffaflık ilkesine uygun olarak kamuoyu ile paylaşılması konusunda rehberlik. •İlaç Temin Süreci: Gerek SGK kapsamındaki ilaçların temini gerekse yurt dışından getirilecek ilaçlar konusunda hukuki yolların değerlendirilmesi ve başvuruların yapılması. Türkiye Genelinde Umut Olan Hukuki Destek Bugüne kadar Türkiye genelinde SMA ve DMD hastası birçok bebeğin kampanya sürecinde ailelerine hukuki destek sağladık. Bu ailelerin sesini daha güçlü duyurmasına, kampanyalarının güvenli bir zeminde yürütülmesine ve ilaç temin süreçlerinin başarıyla sonuçlanmasına katkıda bulunmak, mesleki sorumluluğum kadar insani bir görevdir. Ailelerin Yanında, Hukuki Güvence ile SMA ve DMD ile mücadele eden çocuklarımız için sürdürülen her kampanya, onların hayata tutunması adına atılan çok değerli bir adımdır. Bu adımların hukuki açıdan sağlam temellere oturtulması, hem ailelerin hem de bağışçıların içini rahatlatır, süreci daha etkili ve güvenli hale getirir. Biz, Kayalı Hukuk bürosu olarak, bu zorlu süreçte ailelerin yanında yer alıyor; hukuki bilgi ve tecrübemle umut olan her kampanyanın bir adım daha ileriye taşınması için çalışıyoruz. Detaylı bilgi ve danışmanlık için iletişime geçebilirsiniz All Post Back Uncategorized Legal Productivity Slammed By Toxic Work Culture Şubat 8, 2022/ Uncategorized According to 250 In-House Attorneys, This is a Must Have Şubat 8, 2022/ Uncategorized A Lawyer’s Newest Resolution To Stay Out Of Trouble – 2022 Şubat 8, 2022/
Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler
Avukat Alpcan Kayalı Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler Günümüzde bireyler, çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bankalardan tüketici kredisi kullanmaktadır. Ekonomik koşullar ve piyasa dinamiklerine bağlı olarak, bankaların uyguladığı faiz oranlarında değişiklikler yaşanabilmektedir. Özellikle faiz oranlarının düşmesi, mevcut kredi sahipleri ve yeni kredi almayı düşünen tüketiciler için önemli fırsatlar sunmaktadır. Ancak, bu süreçte tüketicilerin haklarını ve hukuki durumlarını bilmeleri büyük önem taşır. Mevcut Krediler ve Faiz İndirimi Faiz oranlarının düşmesi, mevcut kredi sahiplerinin aklına şu soruyu getirir: “Kullandığım kredinin faiz oranı düşer mi?” Bu konuda bilinmesi gerekenler: •Sabit Faizli Krediler: Genellikle tüketici kredileri sabit faizlidir; yani kredi sözleşmesinde belirlenen faiz oranı, kredi vadesi boyunca değişmez. Bu durumda, faiz oranlarının düşmesi mevcut kredinizin faizini etkilemez. •Yeniden Yapılandırma (Refinansman): Bazı bankalar, müşterilerine mevcut kredilerini daha düşük faiz oranlarıyla yeniden yapılandırma imkânı sunabilir. Ancak bu, bankanın inisiyatifindedir ve ek maliyetler doğurabilir. Tüketici Kredilerinde Faiz Sınırlamaları ve Hukuki Düzenlemeler Türkiye’de tüketici kredileriyle ilgili faiz oranları, çeşitli yasal düzenlemelere tabidir: •6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK): Bu kanunda, tüketiciyi koruyan genel bir faiz düzenlemesi bulunmamaktadır. Ancak, bileşik faiz yasaklanarak tüketici kredisi sözleşmeleri, konut finansmanı ve ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ait hukuki ilişkilerde faizle ilgili tüketiciyi koruyucu hükümlere yer verilmiştir. •6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK): Bu kanunun 88/2, 120/2 ve 253/3-(10) maddeleri ile genel olarak tüm faizlere, hem anapara hem de temerrüt faizlerine sınırlandırmalar getirilmiştir. Hukuki Haklarınız ve Başvuru Yolları Tüketiciler, kredi sözleşmeleri ve faiz oranları konusunda haklarını bilmelidir. Eğer bir haksızlık veya hukuka aykırılık olduğunu düşünüyorsanız: •Tüketici Hakem Heyetleri: Belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda başvurulabilir. •Tüketici Mahkemeleri: Daha yüksek meblağlı uyuşmazlıklarda doğrudan tüketici mahkemelerine başvurulabilir. Sonuç ve Öneriler Faiz oranlarının düşmesi, tüketiciler için fırsatlar sunsa da, mevcut kredi sözleşmelerinin şartları ve hukuki durumlar göz önünde bulundurulmalıdır. Tüketicilerin, haklarını korumak ve en doğru kararları verebilmek adına uzman bir hukukçudan destek almaları faydalı olacaktır. Detaylı bilgi ve destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. All Post Back Uncategorized Legal Productivity Slammed By Toxic Work Culture Şubat 8, 2022/ Uncategorized According to 250 In-House Attorneys, This is a Must Have Şubat 8, 2022/ Uncategorized SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Şubat 8, 2022/
Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları – Av. Alpcan Kayalı
Avukat Alpcan Kayalı Tüketici Senetleri ve Hukuki Boyutları – Av. Alpcan Kayalı Günümüzde birçok tüketici, peşin ödeme gücüne sahip olamadığı durumlarda mal veya hizmet alımlarını taksitli senetlerle gerçekleştirmektedir. Özellikle mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler ve benzeri alımlarda sıkça karşılaştığımız bu uygulamada, tüketici senetleri devreye girmektedir. Ancak bu senetlerin düzenlenmesinde tüketicinin hakları sıklıkla göz ardı edilmekte, yasal sınırların dışına çıkılmaktadır. Tüketici Senedi Nedir? Tüketici senedi, bir mal veya hizmetin taksitle satılması durumunda, her bir taksit için ya da toplam borç karşılığında düzenlenen kambiyo senedidir (çoğunlukla bono şeklinde). Bu senetler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmiş olup, satıcı ve sağlayıcılara belirli yükümlülükler getirir. Tüketici Senetlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler Tüketici senetleri, adi borç senetlerinden farklı olarak bazı yasal sınırlamalara tabidir. Tüketiciyi korumak amacıyla şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır: 1.Her Taksit İçin Ayrı Senet: Kanuna göre, her taksit için ayrı ayrı senet düzenlenmelidir. Tek bir senede toplam borç yazılamaz. Aksi halde senet, tüketici senedi sayılmaz ve geçersiz hale gelebilir. 2.Ciro Edilemezlik: Tüketici senetlerinin ciro edilmesi (başka birine devredilmesi) yasaktır. Ciro edilen senet, kambiyo senedi vasfını yitirir ve bu durum tüketici için büyük hak kayıplarına neden olabilir. 3.Kapsam Dışı Uygulamalar: Taksitli satışa konu olmayan, yani tüketici işlemi niteliği taşımayan borçlar için düzenlenen senetler, tüketici senedi kapsamına girmez. Kötü Niyetli Uygulamalara Dikkat! Ne yazık ki bazı ajanslar, özel eğitim kurumları ve mağazalar, tüketici senedi düzenleme hakkını kötüye kullanarak, tüketicilere bilgi verilmeden, yasal sınırların dışına çıkarak ya da açıkça aldatma yoluyla senetler imzalatmaktadır. Bu gibi durumlarda: •Tüm borç için tek senet düzenlenmekte, •Tüketicinin imzaladığı senetler üçüncü kişilere devredilmekte, •Hizmet hiç verilmediği halde senet takibi yapılmakta ya da icra takibi başlatılmakta, •Tüketiciden senet alınırken sözleşme dahi sunulmamaktadır. Bu uygulamalar açıkça hukuka aykırıdır ve tüketiciler bu tür işlemlere karşı tüketici mahkemelerinde iptal davaları açabilir, senetlerin geçersizliğini ve borcun olmadığına dair hüküm talep edebilir. Hukuki Destek Almanın Önemi Tüketici senetlerinde karşılaşılan hak kayıplarının önlenmesi için, sözleşme ve senetlerin imzalanmadan önce incelenmesi büyük önem taşır. Özellikle taksitli satış yapan firmaların uygulamaları zaman zaman yasal sınırların dışına çıkabilmekte, tüketici farkında olmadan mağdur duruma düşebilmektedir. Tüketici olarak haklarınızı bilin, kötü niyetli uygulamalara karşı sessiz kalmayın. Detaylı bilgi ve danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz. All Post Back Uncategorized Legal Productivity Slammed By Toxic Work Culture Şubat 8, 2022/ Uncategorized Tüketici Kredilerinde Faiz Oranlarının Düşürülmesi ve Hukuki Düzenlemeler Şubat 8, 2022/ Uncategorized SMA ve DMD Hastası Bebekler İçin Hukuki Destek Şubat 8, 2022/